8 Ekim 2013

Cinsel istek, her insanın doğasında var olan bir güdüdür. Bu temel güdünün doyurulması da bireyi mutlu kılar. Cinsel güdünün doyurulmasında toplumsal olan normal yol, neslin devamını da sağlayan, yasal olan ve evlilik içinde yapılan cinsel ilişkilerdir. Cinsel ilişkinin doğuracağı önemli ve olası sonuçlardan biri "gebelik" diğeri ise cinsel temasla geçen bazı "hastalıklara" yakalanmaktır. Bugün cinsel ilişkiyle geçen hastalık sayısının 20'den fazla olduğu söylenmektedir. Tıp dilinde "zührevi hastalıklar" olarak sınıflandırılan bu hastalıklar çok çeşitli olmakla birlikte, en yaygın olanları bel soğukluğu (gonore), frengi (sifilis) ve AİDS'tir.

Cinsel Hastalıklardaki Artış Nedenleri

Cinsel hastalıkların artışında, evlilik dışı yapılan cinsel ilişkilerle, homoseksüel cinsel ilişkiler en önemli iki faktörü oluşturmaktadır. Cinsel hastalıkların artmasının toplumsal nedenleri arasında ise, gebelikten korunma yöntemlerinin sağladığı cinsel özgürlük, kentleşme ve iç göçlerin artmasıyla toplumdaki sosyal kontrolün azılması gibi nedenler bulunmaktadır. Toplumda artış gösteren, çoklu cinsel ilişkiler, heteroseksüel, homoseksüel ve toplu seks arkadaşlığı gibi evlilik dışı ilişkiler cinsel hastalıkların kaynağını bulmayı güçleştirmektedir. Özellikle son 30 yıl içinde bulaşıcı hastalıkların tümünde önemli ölçüde azalma görüldüğü ve yayılmaları denetim altına alındığı halde, cinsel ilişki ile bulaşan hastalıkların oranı tüm dünya ülkelerinde gittikçe artmaktadır. Bu artışın nedenleri arasında bir yaşam felsefesi olarak "birey" ve "toplum" değerleri arasında var olan dengenin ve insan ilişkisine ait dengenin özellikle batı toplumlarında "bireysellik" yönünde bozulmuş olmasıdır. Toplum değerlerinin zayıflaması, kişisel haz temeline dayanan bireysel değerlerin ağırlık kazanmasının bir sonucu olarak, aile kavramını olumsuz yönde etkilemiş, boşanmalar artmış, toplumsal değerlerin değişmesiyle evlilik dışı cinsel ilişkiler çoğalmış ve cinsel ilişkiye taraf olan kişiler aracılığı ile de cinsel hastalıklar yayılmıştır. Toplumsal değerlerden uzak, sadece haz alma duygusunu temele alan cinsel ilişkilerin insanı bencilleştirdiği, sevgi ve acıma duygularını zayıflattığı, çocuğu gereksiz bir varlık gibi görmeğe alıştırdığı ve bireylerin yaşadığı toplum içindeki kişisel ve sosyal uyumlarını güçleştirdiği belirtilmektedir. Diğer yandan bu bireysel tutumların insan neslini sağlıklı olarak yetiştirme çabalarını ve aile kurumunu olumsuz olarak etkilediği her yönden güçlü bir toplum yaratma çabalarını zorlaştırdığı vurgulanmaktadır.

Diğer Makaleler